18:09:25 - Cuma Kasım 21 2014       ANA SAYFA KÜNYE
haber kayseri
 
Sarıoğlan İğdeli Köyü
 
 
  • Sarıoğlan
  • Sarıoğlan
  • Sarıoğlan


Tarihi
 
Köyümüz halkı, Oğuz’ ların (Türkmen’ lerin ) Bozok' lar kolunun Avşar ( Afşar) boyundandır. Köyümüz bugün kü yerleşim yerine 1957 yılında yerleşmiştir. 1957 yılından önce, bugünkü yerleşim merkezine yaklaşık olarak 800 - 1000 metre uzaklıkta kuzey - batı tarafındaki bir yamaca oturmuştur. Zaman zaman kesilen ağaçların sebeb olduğu 1956 yılındaki heyelan yani toprak kayması nedeniyle bugün kü kurulu olduğu yerine gelip yerleşmişlerdir. Eski yerleşmiş oldukları yere tahminen 1800 veya 1850 yılları arasında yerleşmişlerdir. Köyümüz- ün adının İğdeli olmasının nedenleri köyün adı neden İğdeli yine kesin olmamakla beraber, tahminlere dayanarak, büyük bir ihtimalle
 
1-) Tahmin edilen yıllar öncesinde Pınarbaşı (Aziziye) ilçesinin İğdeli köyünden geldiğinden dolayı. 2- ) Yine tahmin edilen yıllar öncesinde , önceki yerleştikleri yer orman içerisinde bir yerdir ve burada ufak bir İğde ağacı , ağacın yanında az bir su vardır. Orada bu suyun olması nedeniyle de orada yerleşmelerinin uygun olacağı düşünüp oraya yerleşmişler. Bu nedenle de bu yerleşim yerine ; o zamanki mezraya ( köye ) orada yaşamış olan eski iğdeli köyünün ataları İğdeli köyü adını vermişler. O tarihlerde çevresindeki yerleşim merkezleri (köyleri) Pınarba- şı’nın Aziziye’ ye bağlı olduğu nedeniyle köyümüz de Pınarbaşı’ na bağlanmıştır. Aslında da Pınarbaşı’ ndan gelmişlerdir. Köyümüz İğdeli Cumhuri- yetinin ilânından sonra Sivas – Şarkışla ve Gemerek idari merkezine bağlanmıştır. Daha sonra 1968 yılından itibaren Kayseri ilinin Sarıoğlan ilçesine bağlanmıştır. Bugün Sarıoğlan ilçesine bağlı köyler arasında 6 tane Avşar köyü vardır. Bu köyler sırası ile şunlardır :
 1 -  Burunviran   
2 -  İğdeli       
3 -  Kaleköy         
4 -  Karpınar       
5 -  Körkuyu               
6 -  Yelliburun
 
Bu 6 köye diğer çevre ve komşu köyler aşiretler veya 7 Bucak Avşarı derler.
 
Bu altı Avşar köylerinden Yelliburun köyü ile Körkuyu köyü 1957 yılında birleşerek Yerlikuyu köyü ismini almıştır. Yukarı daki isimleri yazılı köylere 7 Bucak Avşarı denildiği halde buğün burada 6 köy vardır. 7 ci obanın yani köyün nereye gittiği bilinmiyor. Bucak Avşarları 1500 yıllarında ve daha önceki yıllarda Halep yöresindek yaşayan kuzey Suriye Avşar' larının 3. kolu olan Kut - Beği Oğulları Avşarlarındandır. Bu köylere yedi Bucak Avşarı denilmesinin bir kaç sebebi vardır. Bu sebeblerinden bazılarını derlediğim kişilerden aldığım bilğilere daha doğrusu duyumlara göre anlatmaya çalışacağım.
 
1-) Bu Avşar grubunun, Haleb’in Bucak denilen yerleşim yerinden geldiklerinden dolayı; 2-) İkinci nedeni; Asi Irmagı’nın kuzeyinden geldiklerinden dolayı bilindiği gibi nehire yakın yerlere Bucak ismi verilir.
 
Yine derlediğim kişilerden aldığım bilğilere göre; Yedi Bucak Avşar’ ları, Haleb dolaylarında ve Asi Irmağı’ nın çevresinde konar- göçer hayat geçirerek yaşamlarını sürdürmekte ve hayvancılıkla geçinmekteydiler. Yazın Haleb’in yüksek ve yayla yerleri, kışın Asi Irmağı’nın kıyısı onların başlıca konaklama yerleriydi.
 
Bu yedi oba yani yedi Bucak Avşar’ ları nın Ebu Seyf isminde bir reisleri vardır. Bu reis yiğit, cesur ve kalender bir şahıs. Bucak Avşarları çevresindeki diğer Oğuzlarla ( Türkmen' lerle ) çok iyi anlaşır ve geçinirler. Bu komşularıyla iyi geçinme ve anlaşma Çaldıran Savaşından sonra 1514 yılında sona erer. Nedeni de mezhep farklılığı ve bölğede cereyan eden olaylar nedeniyle o zamanın politik yapısından ve 7 oba Bucak Avşar’ ların Alevî olmasıdır. Başka bir tarif ile oradaki sünnî Türkmen’lerin Yavuz Selimin, Şah İsmail’i Çaldıran savaşında yenmesi üzerine; Yavuz’un bunları destekleyerek şımartmış olmasındandır. Faruk Sümer’in Oğuzlar ( Türkmenler) kitabında Avşarların Aleviliğe daha yakın görüşlü olduğunu ve Avşarların reisi Nadir Şah’ın Uzun Hasan’ a daha yakın olduğunu yazıyor. Ayrıca Kuzey Suriye Avşar' larının reisi Mansur Bey 1505 tarihinde Kızılbaş tacını giyerek Aleviliği benimsemiştir. Bu neden le 7 oba Bucak Avşarları’da diğer Avşar obaları gibi Aleviliği benimsemiş oluyor. 1514 yılındaki Çaldıran savaşına kadar Kuzey Suriye avşarları arasında hiçbir mezhep ayırımı yapmadan iyi geçinip gidiyorlardı.
 
Çaldıran seferinden sonra Türkmen ( Avşarlar) arasında geçimsizlik başlıyor. Yavuz Sultan Selim Mısır seferine giderken (Ridaniye savaşı 1517 de ) yolu Halep’den geçiyor. Yavuz Selim’in geldiğini gören ve kendilerini sünnî olarak benimseyen Türkmen’ ler 7 Bucak avşarlarını Şah İsmail yanlıları oldukları gerekcesi ile şikayette bulunuyorlar. Bunun üzerine Yavuz Sultan Selim siz hiç seslenmeyin, ben seferden döndüktan sonra hepsinide imha ederim diyor. Yavuz Selim’in Mısır’a gittiğini gören 7 Bucak Avşar'la- rının reisi Ebu Seyf 7 obadan 40 atlı kuşandırıp Yavuz Selim’in huzuruna vararak Padişahım bizde Oğuzların Bozok kolunu oluşturan Avşar boylarındanız. Emredin 40 atlımızla ordunuza karışıp sefere gidelim demişlerse de Yavuz Sultan Selim onlara siz geri çadırlarınıza dönün, benim ordum bana kafidir diyor. Bunun üzerine Ebu Seyf obalarını toplayarak Yavuz Selim sefer dönüşünde bizi imha eder. Çünkü komşularımız bizi padişaha şikayet etmişlerdir. Hemen diyarı Rum’a yani Anadolu’ ya gidelim diyerek Avşar’ları yaşadıkları yerden 1517 yılında alıp o bölgeden ayrılmışlar.
 
7 Bucak Avşarları oradan ayrılırlarken, Ebu Seyf kaçtıklarının fark edilmemesi için bir Plan hazırlar. Bu Plana göre ; Ebu Seyf, her yerden kolaylıkla görüne bilecek yüksek bir yere herkesin tanıdığı kendi bindiği atını bağlatır. Önüne bolca ot ve maya kazanları ile su koydurur ardından hemen obasını toplayıp oradan ayrılırlar. Olup bitenden haberleri olmayan çevrede yaşayan komşuları Ebu Seyf’ in tepedeki atını görüp , Avşar’ lar burada duruyorlar zannederler. Aradan 8 -10 gün geçtikten sonra Ebu Seyf’in atı görünmez olur. Varıp baktıklarında ne gürsünler at açlıktan ölmüş Ebu Seyf ve obası çoktan oraları terk edip kaçmışlar. İşte o tarihten sonra yani 1517 yılından sonra bizim 7 Bucak Avşarı Halep yöresinden ayrılarak Anadolu’ nun içlerine gelmiş oluyorlar. Uzun müddet konar - göçer olarak yaşıyorlar. Yaz mevsiminde yayla ve serin yerlerde, kış mevsiminde ılık yerlerde hayatlarını sürdürüyorlar. En çok Osmaniye - Kadirli yörelerinde kalıyorlar. Yavuz Selim Ridaniye Savaşından dönüşünde bizim Avşarları soruyor. Şikayet te bulunanlar kaçtıklarını söylüyorlar. Yavuz Selim zamanında ve Selim sonrasındaki Padişahların dönemlerde de Avşar’lara ve Avşar olmayan diğer Anadolu Alevilerine çok baskılar yapılıyor. Anadolu’nun en iyi verimli yerleri Alevilerde olduğu halde yerlerinden tedirgin edilerek kırsal yerlere ve dağlara sığınmak zorunda bırakılıyorlar.
 
Yedi Bucak Avşarları Toroslarda kuş uçmayan yerlerde hayatlarını geçirmeye başlıyorlar. Fakat bunlara bitip tükenmek bilmeyen baskılar yapmaya başladılar. Bunun üzerine 7 Bucak Avşar’ları kendi inanç ve görüşlerine daha yakın olan yerlere gidip oralara yerleşmeyi düşünmüşler. İşte bu görüş ve düşüncelerden birisde Beğdili aşiretine mensup Karaözü köyünün etrafına toplanmaktır. Bunun için Pınarbaşı ve Toros Dağları yöresinden ayrılırlar. Avşar’ lara yapılan baskı ve zülümleri asıl adı Veli olan meşhur halk kahramanı ve şairi Dadaloğlu şiirlerinde daha iyi anlatır. Devlet vermiş hakkımızda fermanı Ferman Padişahın dağlar bizimdir. Gelelim bizim 7 Bucak Avşarlarına. Yukarıda da belirttiğim gibi Karaözü köyü’nün etrafında toplanmaya karar verirler.
 
Körkuyu, Yerliburun, Karpınar, Burunviran ve Kaleköy Avşarları bugünkü yerleşim yerlerine gelirlerken, bizim köy yani İğdeli’ liler uzun müddet bugünkü Tuzhisar kasabasına yakın olan Karahıdırlı yöresinde çok kalırlar. Fakat orada bir düzen bulamayınca bugün kü yerleşim yerine geçip yerleşirler. Karahıdırlı’ da yakın zamana kadar bizim köyün mezarlıkları bulunmaktadır. Bu arada 7 Bucak Avşar’ larından bir oba başka yörelere gidiyor. Bugün halen nerede olduğu bilinmiyor. Ayrıca Avşarlar’dan bugünkü yerine en son gelen bizim İğdeli obasıdır.
 
Yavuz Selim’den sonra gelen mezhep ayırımı Cumhuriyet dönemine kadar devam etmiştir. Tahminen 1700 yılına kadar Avşar’lar korkularından olacak ki daimi yerleşim yerleri bulamıyorlar. Yerleşim yeri bulan Avşar’lar da baskılardan korktuklarından sünnileşiyorlardı. Yani Anadolu topraklarında yaygın olan İmam Caferi mezhebini bırakıp, İmam Hanefi mezhebine geçip İslam inancını onun görüşlerine göre yorumlayıp inanmaya başladılar.
 
 

Kültür

 
Köyün gelenek, görenek ve yemekleri hakkında bilgi yoktur.

 
Coğrafya

 
Kayseri iline 81 km, Sarıoğlan ilçesine 21 km uzaklıktadır.

 

İklim

 
Köyün iklimi, karasal iklimi etki alanı içerisindedir.

 
Nüfus

Yıllara göre köy nüfus verileri
2007 57
2000 84
1997 80

 

Ekonomi

 
Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.

Muhtarlık

 
Yerleşim yerinin köy tüzel kişiliği alması ile birlikte köyün tüzel kişiliğini temsil etmesi için köy muhtarlık seçimleri de yapılmaktadır.

 
Seçildikleri yıllara göre köy muhtarları:

2004 - Baki Demir 1999 - 1994 - 1989 - 1984 -

 

Altyapı bilgileri

 
Köyde, ilköğretim okulu yoktur fakat taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün içme suyu şebekesi ve kanalizasyon şebekesi yoktur. PTT şubesi yoktur ancak PTT acentesi vardır. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ayrıca ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.


 

Bölgenizle ilgili yayınlatmak istediğiniz haber ve fotoğrafları gönderin yayınlayalım.

Bu sayfa toplam 653 defa görüntülendi.

 
SPONSOR LİNKLER

 

 

 

 

 

 

 

 

 
 

ÇOK OKUNANLAR
Kan Dolaşımını Hızlandıran Yiyecekl
Mazakaland Açılıyor
İdil Bayer ve Beyza Varol Bursa'dak
Kayseri'de Feci Kaza Tır Otomobile
Mehmet Ali Mestan Motosikletiyle Ka
 

   
Toplam Sayfa Gösterimi : 13548829 Online Ziyaretçi : 28    
ihlas haber ajansı cihan haber ajansı